Süreli Teminatla İcranın Durdurulması Nedeniyle Mülkiyet Hakkının İhlali: Anayasa Mahkemesi’nin 15.10.2025 Tarihli Kararı

26 Şub 2026 Duyurular

Anayasa Mahkemesinin 15/10/2025 tarihli ve 2019/17045 başvuru numaralı kararı ile yargı kararıyla hüküm altına alınan bir alacağın, usulüne uygun olmayan bir teminatla icrasının durdurulması neticesinde mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.

Başvurucu, 2013 yılında Batman İş Mahkemesinde açtığı işçilik alacakları davasını kazanmış ve yaklaşık 70.476 TL tutarında ilamlı icra takibi başlatmıştır. Davalı şirketlerden biri, kararı tehiri icra talepli olarak temyiz etmiş ve bu süreçte Yargıtaydan karar getirebilmek için icra müdürlüğüne 83.811,62 TL bedelli bir banka teminat mektubu sunmuştur. Sunulan bu teminat mektubunun sadece bir yıl süreli olduğu anlaşılmıştır. Batman İcra Mahkemesi bu süreli teminatı kabul etmiş, buna istinaden icra dairesi tarafından mehil vesikası düzenlenmiş ve bu tarihten itibaren 60 gün süreyle mehil vermiştir.

İcra ve temyiz süreci devam ederken başvurucu, Asliye Hukuk Mahkemesinden ilama dayanarak ihtiyati haciz talep etmiştir ve bu talebi mahkeme tarafından kabul edilmiştir. Davalılardan teminat mektubu sunan davalı, ihtiyati haciz kararına karşı İcra Mahkemesine şikâyet yoluyla başvurmuş ve teminat mektubu sunduğundan hacizlerin kaldırılmasını talep etmiştir. Neticede başvurucunun alacağını güvence altına almak için daha önce koydurduğu ihtiyati hacizler de dosyadaki teminat gerekçe gösterilerek kaldırılmıştır. Başvurucunun, yeniden değerlendirilmesi yönündeki talepleri ise sonuçsuz kalmıştır.

Anayasa Mahkemesi yaptığı incelemede, İcra ve İflas Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca teminatın kesin ve süresiz olması gerektiğini, süreli bir teminatın kabul edilmesinin alacaklıyı korumasız bıraktığını vurgulamıştır. Kararın verildiği 2014 yılından onandığı 2019 yılına kadar geçen 4 yıl 6 aylık süreçte, usulüne uygun olmayan teminat nedeniyle icra sürecinin ilerlemediği ve başvurucunun alacağına kavuşmasının engellendiği tespit edilmiştir. Bu durumun, borçlu lehine avantaj sağlarken alacaklı aleyhine ölçüsüz bir külfet yüklediği ve taraflar arasındaki adil dengeyi bozduğu belirtilmiştir. Neticede Anayasa Mahkemesi, başvurucunun Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar vermiştir. İhlalin sonuçlarının tazminatla giderilmesi uygun görülerek, başvurucuya net 100.000 TL manevi tazminat ile 30.364,60 TL yargılama giderinin ödenmesine hükmedilmiştir. Maddi tazminat talebi ise icra takibi halen devam ettiği gerekçesiyle reddedilmiştir.

Kararın tamamına bağlantıdan ulaşabilirsiniz: https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/02/20260226-6.pdf

Ara

+